Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

Lilypie Fourth Birthday tickers

Lilypie - Personal pictureLilypie Fifth Birthday tickers

27 Şubat 2009 Cuma

ATOPİK DERMATİT OLDUK :((


Evet ilk hastalığımız atopik dermatit oldu. Neyseki çok ağırlaşmadan doktorun da tavsiyesi üzerine anne sütünden geçebilecek gıdaları çikolata, süt, fındık, çilek reçeli gibi keserek hastalığın ileri seviyelere ulaşmadan durmasını iyileşme sürecine girmesini sağladık. Ama çok çirkin bir kız oldum.. Yüzümde çıkan o anlamsız kırmızı sivilcemsi şeyler bizi rahatsız etti. Doktorumuz Locoid krem ve Zaditen damla verdi geçti.Ama kullanmamız gereken aslında Elidel kremi ile Avil alerji şurubuymuş daha sonradan öğrendik. Çünkü Locoid denen krem kortizonluydu ve kullanırken çok dikkat etmemiz gerekiyordu.Yeni doktorumuz bir daha tekrarlarsa bunları kullanmamızı önerdi. Biz ilk başlarda farklı şeyler olabileceğini düşündük ama aynı hastalık ilk arkadaşımız Duru da çıkınca açıkcası biraz rahatladık sadece bizde olmadığı için. Eee naparsınız işte özel kızlarız biz böyle narin nazenin...

26 Şubat 2009 Perşembe

EVİMİZE GELDİK

Doğum yapalı 2 gün olmuştu. Artık hastanede kalmak iyiden iyiye canımı sıkıyordu.Ömrü hayatımda hastanede hiç yatmamıştım bu benim için ilk deneyimdi kızımla beraber. Ananemizde bizimle beraberdi 3 gün boyunca , sağolsun ilk deneyimlerimi ondan edindim.Beni büyüten canım annem benim kızımla olan ilk deneyimlerimdede yanımdaydı. O sabah Doktorumuz erkenden bizi ziyaret etmiş bazı tetkiklere baktıktan sonra bugün çıkabilirsiniz demişti. O gün hastaneden çıkarken babamız ve Saime ananemiz bizi almaya gelmişti. Çok heyecanlıydım, 40 haftadır karnımda heryere taşıdığım kızımla beraber evimize gidiyorduk nihayet.Evde babannemiz dört gözle ve büyük bir merakla bizi bekliyordu. Öyleki geldiğimizi görünce 4 kat aşağı önümüze inip Melinay'ı kucakladığı gibi o kadar ağır olmasına rağmen pusetinin içinde bir çırpıda eve çıkarmıştı. Eve geldiğimizde ise bizi kapıda güzel bir süpriz bekliyordu. Ilgın kardeş'in (daha dünyaya gelmedi inşallah 12 Mayıs 2009 da bekliyoruz) babası Özgür amca evimizin kapısını çok hoş bir şekilde süsletmişti. Ne yalan söleyeyim görünce gözlerim doldu. Ama babamız biraz içerledi sebebi mi? Kapıdaki süslemede "Melinay bebek ve Zuhal anne evinize Hoşgeldiniz " yazıyordu yani Babamız unutulmuştu. :)) Bu olay bir hafta kadar evde espri konusu oldu. Babannemiz eve girer girmez Melinay'ı Ahmet dedesinin hayattayken sürekli oturmayı sevdiği köşedeki koltuğa koydu. Ve tabi hüzünlendi keşke O da sağ olsaydı da bu günü görseydi diye. Benim de içim cız etti, evet keşke sağ olsaydı da o da görseydi biricik oğlunun kızını...Şimdi bile yazarken gözlerim dolu dolu oluyor. Nedendir bilmem ben bu babalar ile oğullarının aralarındaki bağa bayılırım. İnşallah Allah nasip ederse 2. çocuğum oğlan olursa eminimki babası ile arasında aynı türden bir bağ oluşacak. Melinay ileride bu satırları okurken beni sakın yanlış anlama kızım bir gün büyünce sende beni anlayacaksın. Babaları ile kızları arasındada güzel bir bağ vardır ama oğulları ile olankinden çok farklıdır. Çünkü yarın birgün evlendikleri vakit kız çocukları ele karışır ama oğul evlat evlensede hep aynıdır. Neyse Dedesinin yerinden sonra Melinay'ı beşiğine yatırdılar yerine alışsın diye. Oysa beni kızım o evin her köşesini çok iyi biliyordu. 40 haftadır o evin her köşesinin kokusu içindeydi......

24 Şubat 2009 Salı

ÇOCUKLAR HAKKINDA-HALİL CİBRAN

Şu sıra nedense daha ben bir çocukken daha doğrusu genç bir kızken diyelim, sıklıkla okuduğum bir şiir aklımda.. Dizeleri aklıma gelmiyor, ama hatırlamak istiyorum her gün bugünlerde. Hatırlamak istiyorum bir zamanlar henüz çocuğum yokken, hatta henüz daha bekarken aklımdan çıkarmak istemediğim, hep gözümün önünde bir yerlerde tuttuğum dizeleri..Şair Halil Cibran. Hem şair, hem ressam, hem filozof... Şark diyebileceğimiz bir coğrafyadan geliyor. Eserleri, doğu ile batı felsefesini birleştiren bir çizgide olduğu için büyük önem taşıyor. Altta alıntıladığım bu şiir 1923 yılında basılan ilk kitabı, 'Ermiş' te yer alıyor. Hatırlamak istedim bu gece dizelerini. Hatırlarken de paylaşmak istedim.

ÇOCUKLAR HAKKINDA

Sizin diye bildiğiniz evlatlar gerçekte sizin değildirler,
Onlar kendilerini özleyen Hayat'ın oğulları ve kızlarıdırlar,
Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir ama sizden değildirler,
Sizlerin yanındadırlar ama sizlerin malı değildirler,
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla,
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır,
Onların bedenlerini barındırabilirsiniz ama Ruhlarını asla,
Çünkü onların Ruhları geleceğin sarayında oturur,
Ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz,
Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz,
Ama onları kendinize benzetmeye çalışmayın hiç ,
Çünkü Hayat ne geriye gider ne de geçmişle ilgilenir,
Sizler,evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız,
Yayı gerenin elinde seve seve bükülün,
Çünkü oku atan O güç ,uzaklaşan okları sevdiği kadar,
Elindeki sağlam yayı da sever ....
Halil CİBRAN

22 Şubat 2009 Pazar

VE DÜNYADAYIM....

O gün ne çok bekledik seni gel artık diye... Başta babacığın olmak üzere babannen, ananen, Saime ananen,Leyla halan Selma halan, Abdurrahman amcan ve hatta kuzen Canberk abin hepsi dışarda ben içerde küçük prensesimizin yolunu bekliyorduk. O sabah saat 7 de kalkıp hazırlık yapmaya başladık. Doktor amcan o gün için randevu vermiş gelin artık güzel kızımızı 24 Kasım günü alalım, normal olması için rica etmiştim onun için o gün akşama kadar suni sancı verdiler ama olmadı prenses içerde rahattın ve çıkmamak için inat ediyodun. Ve içime doğduğu gibi, olmadı normal yoldan gelmek istemedin. Ya da bilmiyorum benim fizyolojim imkan vermedi. Evet erkenden kalkıp duş aldım, senin yatağın, kıyafetlerin günler öncesinden hazırdı.Üzerimi giyinip babanla birlikte eve döndüğümüzde seninle paylaşacağımız yatağımızı hazırladık. Vakit yaklaştıkça sana kavuşma vakti yani içimdeki vuslata, tarifi senin belki bu yazıyı okuduktan sonra bile yıllar sonra anlayabileceğin mümkün olmayan garip duygularla kaplanmaya başladı. Bu heyecan falan değil bebeğim bambaşka bişey. Annemin bana dediği gibi sende anne olunca anlarsın. Sonra saat 8 gibi evden Baban, Selma halan ve Saime Ananen ile birlikte çıktık. Sonra Ananeni evden aldık koyulduk Zonguldak yollarına..Birgün gelipte bu yazıyı okurken anne neden Zonguldak diye sorarsan sorma kızım uzun hikaye...Aslında tek sebebi var tek sorumlusu var o da ilk doktorum Tolga bey. Ereğli'den Ankara'ya gitti ve böyle oldu kısacası. O arada anlatılacak çok şey var bitanem başka bir yazıda detaylı anlatırım.Yolda giderken içimdeki o tarifi mümkün olmayan duygu gittikçe kalbimi sıkıştırmaya başlıyordu.Ama dışardan gayet normal görünüyodum taki..Hastaneye vardığımızda saat 9'u geçiyodu giriş yatış işlemleri derken geldik Doğumhanenin kapısına...İşte orda bana sen gir içeri başka kimse giremez dediler. O an sanki dondum yanlız başıma nasıl yani? oldum. Ama olması gereken buydu..Korkuyodum, içimdeki duygu yerini korkuya bırakıyodu ve ben gerçekten içerde bi başıma ? Şimdi bile yazarken sana bunları tüylerim diken diken oluyor. Allah o an gerçekten içime bi soğukluk verdi vazgeçme şansım yada şımarıklık yapıp ben özel hastanede doğum yapmak istiyorum deme lüksüm yoktu. Zaten hiçbir zaman böle biri de olamadım. Belki bazı kayıplarım bundandır kimbilir..Bildiğim tüm duaları okuyarak girdim içeri kaydımı yaptırdım. Bana gir içeri üzerini soyunup doğum elbiseni giy dediler. Neyseki ebe ablalar iyi niyetli hoş insanlardı. Öğretmen olduğumu ve o günde öğretmenler günü olduğundan bitanem bana biraz daha yakın davrandılar. Ben dışarı çıkıp olan biteni anlattım ve dışardan valizimizden almam gerekenleri alıp tekrar içeri girdim hazırladılar beni kolumada suni sancı serumunu taktılar ve başladık beklemeye. Sancılar gelsin de sen gel artık diye ama saatler geçiyor ne sancı ne bir kıpırtı senden tık yok...Ben içerde yakınlarımız dışarda, ben bizi merak ettikleri için endişeler duyarken onlarda biz nasılız diye meraklandılar hemde saatlerce. En son saat 18:45'deki muayenede doktor Yasin bey Zuhalcim alalım sezeryana, açılma yok deyince soğuk soğuk ter boşaldı vücudumdan ama dedim aması yoktu akşam olmuştu çocuk oyuncağı değildi bugün olmadı yarın gelelim olamazdı.Ben babacınla konuşmak için izin isteyip doğumhanenin kapısına çıktım.Herkes şaşkınlık içinde bense gözyaşlarımı zar zor tutarak olanı anlatmaya çalıştım dilimi zorlayarak. Konuşmakta güçlük çekiyodum, beklediğim olmamış sana kavuşmak için zorlu bir yola girmem gerekiyodu.Babanla birlikte içeri girip doktorla konuştuk tekrar ve kararımızı verdik. Baban herzaman olduğu gibi beni teselli ve teskin etmeye çalışarak bu işin böyle olması gerektiğini anlatmaya çalışıyodu.Ben dik durmaya çalışıyodum ama gerçekten ilk defa bu kadar korkuyodum. Aşkım bi kez daha güç veriyor, benimse yanaklarımdan yaşlar süzülüyordu şimdi olduğu gibi ...Bi yandan yaşlarımı siliyor bi yandan beni güçlendirmeye çalışıyordu babacın bebeğim. Tamam dedim ve öpüp onu ameliyathaneye girdim. Masaya yattım, buz gibi bir oda yeşil önlüklü bir sürü insan çevremde...Yasin bey girdi içeri "Nasılsın Zuhal" dedi "İyiyim" dedim. O arada bana işlemler yapılıyor koluma narkoz falan bağlanıyordu. "Eee artık alalım şu Cadıyı annesinin öğretmenler gününü kutlasın" dedi ben "Daha bayılmadım ama" dedim "Bayılırsın sen merak etme" dedi ve .........gerisini hatırlamıyorum. Saat 19:05 'de ananen almış seni hemşirelerin elinden ameliyahanenin kapısında. Baban ile Leyla halan odamızda yatağımızı hazırlarken babana bak İlyas kızın geldi dediğinde baban çok şaşırmış. Ayılmaya başladığımda ise tek hatırladığım karnımın acısıydı ama şimdi unuttum şimdi bitanem sen yanımdasın ya artık hiç bir yerim ağrımıyor da acımıyor da......İyi ki doğdun meleğim iyi ki benim kızımsın iyi ki...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...