Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı
16 Şubat 2009 Pazartesi
AYAKLARI ÜSTÜNDE DURABİLMEK
Ben ihtilal zamanı doğan bir çocuğum. Hayır, o dönemi yaşamadım ama o dönemde doğdum. Etkilerinin dalga dalga yayıldığı bir neslin üyesiyim. 12 Eylül ihtilali henüz olmadan, bir Mayıs akşamı, tam bir iç savaş halinde olan bir ülkede açmışım gözlerimi. Kendimi bilmediğim dönemlerde zavallı canım ülkemde 600.000 kişi gözaltına alınmış, 14.000 kişi vatandaşlıktan atılmış, 50 kişi idam edilmiş. Bu darbe gerçekten de özgürlüklere vurulmuş ciddi bir darbe ilk değilmiş aslında yaşayanlar için. Annem, babam ve onların büyükleri bundan önce iki tane daha yaşamış bu ihtilallerden. Ama yakından ama uzaktan. Onların hayatına, kanına, canına işlemiş bu darbeler. Bu badirelerle büyümüş olan o nesil, mücadelelerini de aşklarını da sancılı ve tam olarak doyamadan yaşamış. Kimbilir ne imkanlar kaçırmış, hayatlarında var olan nelerden feraget etmişler. O yüzden ne sözler vermişler kimbilir kendilerine. Düşünce farklılıkları yüzünden, sokaklarda öldürülen gencecik canları gördükçe kimi kendi istememiş okumak, kiminin de anne babası müsaade etmemiş. Hiç başlamadıkları ya da yarıda bıraktıkları okullara özlem duymuşlar yıllar boyu. O yüzden sözler vermişler kendilerine. Sancılı dönem geçerse eğer, aydınlık bir ülkede evlatlarımız okusun, adam olsun diye.Canım babam da onlardan biri. Fakültede okurken olan darbe ve olaylar sonrasında dedem müsade etmemiş okumasına tek erkek evlat diye. Kendi ayaklarının üzerine basabilen, eli ekmek tutan, istemezse 18 inde evlenmek zorunda kalmayan, isterse aşkı da tanımasına izin verilen bir nesil yetişmiş 80 sonrası. İnsan geçmişini anladıkça kendini daha iyi anlar ve tanırmış. Bu sıralar öğrenmeye ve anlamaya çalışıyorum geçmişimi. Kişiliğim üstündeki etkilerini hissetmeye çalışıyorum bu yaşanmışlıkların. Doğduğum tarihin ve coğrafyanın bir sebebi olduğuna inananlardanım. Bir kız çocuğu olarak, herşeyden fedakarlık edilerek ailesi tarafından okuyabildiğim kadar eğitimime devam etmeme izin verilmiş şanslı biri olarak görüyorum kendimi. Takdirle teşekkürle geçilen sınıflar, bitirilen okullar..Edinilen bir meslek, yere basan ayaklar, dik tutulan bir baş, gözleri yere değil, ileriye bakan bir genç kız...Peki ya sonra? Sonra seçim sırası gelir. Seçmek gerekir 'okumuş' bir kadın için. Kariyer mi, evlilik mi? Yoksa her ikisi mi? İkisi birlikte olur mu? Pekala olur, önceki neslin yapmak isteyip de yapamadığını bu neslin kadınları pekala becerir. Sofrada başlangıç, ara sıcak, zeytinyağlı, ana yemek menüsü tam olmasa da olur. Yeni slogan 'Hayat müşterektir.' dir. Eşin de desteğiyle "sen yaparsın hayatım" cümlesiyle gelmek istediğin noktaya ulaşırsın. Gelir de, gider de paylaşılır. Paylaşıldıkça, keyif alınır sorumluluklardan. Sonra yeni sorumluluklar almak ister insan. Yeni bir nesile yeni bir birey eklemek ister iki kişi. Yine seçim sırası gelmiştir. Seçmek gerekir yine 'okumuş' bir kadın için. Çocuk mu kariyer mi? Bu seferki sorunun cevabı biraz daha zordur. Sofra tam olmasa da olur ama bir çocuğun herşeyiyle tastamam olması gerekir. Yeni slogan 'Çocuk da yaparım, kariyer de' dir. Ama nasıl ve ne zaman? dır ardından gelen soru. Belki başlarda olmaz, ama bunca başarıyı, bunca verilen emeği bir anda çöpe atmak da olmaz. Zamanla edinilmiş, kazanılmış kimlikler bir anda savurulmaz havaya. Mutlu olamaz o zaman kadın. Mutsuz bir kadın, mutlu bir anne de olamaz. Prof. Dr. Haluk Yavuzer'in şu sözlerini hatırlıyorum. "Bütün gün evde olan, evin bütün işlerini yapan, ama çocuğuyla gelişimine yönelik hiç vakit geçirmeyen bir annedense, çalıştığı için mutlu olan ve eve geldiğinde çocuğuyla nitelikli vakit geçiren bir anneyi yeğlerim. Ama beni ben yapan bir parçam olan mesleğimi ve bana kazandırdığı kimliğimi de seviyorum. Yeni bireylere bişeyler kazandırmayı önlerinde güzel bir örnek olabilmeyi seviyorum. Mesleğimde ilerleyip kendime daha çok şeyler katmayı da...Umarım bir gün kendi kızım da benim öğrencim olur.Ona matematiği ben öğretirim. Okulumu ve öğrencilerimi şimdiden özledim...Ben okula başlayınca babaannesi ile kalacak Melinay. Bu yüzden gözüm arkada değil. Rutinimiz de oturmuş durumda emzirmem gereken saatlerde gelip kızımın yanında olacağım...Umarım herşey çok güzel olur........